
Günün her saati tarihi yaşayabileceğiniz nadir yerlerden birisidir Beyazıt. Orada farklı bir hava var, orası İstanbul’dan ayrı sanki ya da gerçek İstanbul. Topkapı sarayı, Sultanahmet camii, Gülhane parkı, Süleymaniye camii… Gezerken büyük bir haz duymanın yanı sıra tarihin bir çok kesitine şahitlik ediyor insan. Taş döşemeli sokaklarında yürüken orada yıllar önce neler olup bittiği hayaline dalınca kendinizi ya bir yeniçeri yada yerli halktan birisi olarak buluyorsunuz veya Süleymaniyenin tarihini, yapılış hikayesini dinlerken; cami açılışında Mimar Sinan’a eline sağlık, çok güzel bir yapı olmuş diyorsunuz.
Gündüzü güzel olduğu gibi gecesi de ayrı bir güzel bu beldenin. Lale Cafe’de içilen nargile ve eşssiz çayın ardından dışarıya çıkıp sakin sokaklarında biraz gezmek çok iyi oluyor. Geçtiğimiz cumartesi yine Lale’de otururken Ömer ve Ayhan Süleymaniye Hamamında oturduklarını söylediler ve beni de çağırdılar. Lale’den çıkıp yolda karşılaştığım bir iki yeniçeri ile muhabbet ederek hamama gittim. Hamamdan içeri girdiğimde canımıza okuyan tellaklardan biri le karşılaştım, uyumak üzereydi ve bu sefer korkmadım ondan
Ömer ve Ayhan ile üst katta oturup muhabbet ettik ve sahur yapmak için aşağı indik. Münür’ün hazırladığı sahur sofrasını görünce bir an kendimden geçtim
-Bu arada Süleymaniye Hamamı‘nı da Mimar Sinan yapmıştır.- Sahur yemeği ile birlikte yapılan sohbette çok güzeldi. Devamını Oku »

Aşırı kuraklık yüzünden kıtlık çeken Somali’de gün geçtikçe daha fazla çocuk ve yetişkin ölüyor. Son 3 ay içerisinde 5 yaşın altında toplam 29 bin çocuk hayatını kaybetti. Orada ki insanların açlık sınırı, yoksulluk sınırı diye bir kategorileri yok! orada ki insanlar tamamen aç. Somalili, Afrikalı olmaları bir şeyi değiştirmiyor, herşeyden önce orakiler İNSAN… ve insan olduğumuz için orada ki bu duruma kayıtsız kalmamamız gerekiyor.
Yardım Kanalları
Türk Kızılayı Somali için bir yardım kampanyası düzenliyor. Siz de bu kampanyaya katılmak isterseniz şunları yapabilirsiniz:
Tüm bankalardaki Kızılay hesabına para yatırabilirsiniz.
168 Bağış ve İletişim Hattı’nı arayabilirsiniz.
2868′e 5 TL karşılığında boş bir mesaj gönderebilirsiniz.
Bir Kaç Kare Devamını Oku »

11 Ay boyunca Ramazan Ayı’nı bekleyen firmalar var biliyor musunuz? Bunlar; sucuk, çorba, makarna, kola ve bilumum yiyecek ve içecek firmaları. Diğer günler sadece televizyonda bir iki defa reklamını gördüğümüz markalar, ramazana ayında gerek televizyon reklamları olsun gerekse dışardaki reklam alanları olsun dolduruyorlar heryeri. Çokta başarılı bir yöntem yaptıkları, çünkü insanlar aç, insanlar susuz
Aç insanın canı herşeyi ister işte bu yüzden o reklamı gören insan hemen koşuyor markete o ürünü alıyor ve iftarın gelmesini bekliyor sabırsızlıkla. Dün bende dondurma reklamı görmüştüm ve canım çok çekmişti ama unutmuşum bak şimdi aklıma geldi. (Akşam giderken alayım bari) İyi bir strateji yaptıkları ama heryer boy boy yemek resmi kardeşim günah yav.
Aslında acıktırmayan kolye, susatmayan dolondirik taşı gibi taşlar da çıkarıp satabilirler, sonuçta placebo etkisi diye bir şey var.
Not: Küçük resme bilerek yemek resmi koymadım canınız çekmesin diye Devamını Oku »

Ramazan ayına girmiş bulunuyoruz. Bilmiyorum sadece bende mi oluyor ama ramazan ayı diğer aylara göre çok daha farklı çok daha huzur dolu geçiyor benim için. Diğer günler ile aynı günleri yaşıyoruz ama çok daha farklı çok daha güzel duygular geliyor ramazan ayında.
Bu sene ve 7 sene daha yaz ayına rastgelmesi insanları biraz zorlayacak gibi. Havaların çok sıcak olması, günlerin uzun olması nedeni ile bünyelerde biraz sıkıntı olabilir. Artık televizyonlarda en çok tavuk, çorba ve cola reklamları göreceğiz
İftar etkinlikleri, ziyaretler derken insanlar biraz kaynaşacaklar.
Bu arada eğer çabuk acıkmak istemiyorsanız, sahura kalktığınızda yemekten önce 2 bardak su için, gerçekten etkili oluyor. İftarda da çok susayacağınız için suya saldırmayın bir bardak için yemek yiyin sonra içersiniz (Kendimi Ender SARAÇ gibi hissettim)
Herkese hayırlı ramazanlar…

Bir markanın sosyal medyada yer alması o marka için artı bir avantajdır demiyorum, bir markanın sosyal medyada bulunması şarttır diyorum artık. Sosyal medya hem tanıtım, hem reklam, hemde marka takibi açısından çok önemli fakat sosyal medya da ön plana çıkması içinde en önemli konulardan birisi SEO dur. Aslına bakarsanız sosyal medya ve SEO iç içedir. Her ikisi de markayı daha çok kitleye ulaştırmak için vardır. SEO büyük ölçüde Google için yapılır. Google dünyanın en büyük, en gelişmiş arama motorudur. İnsanlar artık canı sıkıldığı zaman “canım sıkılıyor ne yapayım” diye google’a yazıyor, gücü görüyor musunuz?
Peki bu seo nasıl yapılır?
Bunun “şöyle yapılır” diye bir cevabı yok, sadece gözlenen bazı kriterleri var. Bu kriterleri herkes bilemez çünkü belirli bir teknik bilgi ve iş tecrübesi gerektiriyor. Burada devreye Seo Uzmanı, Seo Danışmanı dediğimiz kişiler giriyor. Bu kişiler sitenizi Google’a onun anlayacağı ve seveceği bir dilden anlatmaya çalışıyorlar ve büyük ölçüde de başarılı oluyorlar. Sizin siteniz eğer Google’da 2. sayfa da çıkıyorsa bunun pek bir önemi yok çünkü yapılan araştırmalara göre insanlar ilk 5 sırada ki sitelere giriyorlar, sadece çok farklı bilgi arayanlar diğer sayfalara bakıyorlar. Bir örnek verelim. Sizin anahtar kelimeniz Google’da ayda 5000 defa aratılıyorsa, ilk 5′te olduğunuzda sitenize girecek olan kullanıcı/müşteri sayısı yaklaşık olarak 1000 olacaktır, ve ayda 1000 müşteri hiçte az bir rakam değildir