15

Ağustos
2011

Süleymaniye’de Sahur

Yazar: alka  |  Kategori: Genel  |  Yorum: Yok   |  
Süleymaniye’de Sahur

Günün her saati tarihi yaşayabileceğiniz nadir yerlerden birisidir Beyazıt. Orada farklı bir hava var, orası İstanbul’dan ayrı sanki ya da gerçek İstanbul. Topkapı sarayı, Sultanahmet camii, Gülhane parkı, Süleymaniye camii… Gezerken büyük bir haz duymanın yanı sıra tarihin bir çok kesitine şahitlik ediyor insan. Taş döşemeli sokaklarında yürüken orada yıllar önce neler olup bittiği hayaline dalınca kendinizi ya bir yeniçeri yada yerli halktan birisi olarak buluyorsunuz veya Süleymaniyenin tarihini, yapılış hikayesini dinlerken; cami açılışında Mimar Sinan’a eline sağlık, çok güzel bir yapı olmuş  diyorsunuz.

Gündüzü güzel olduğu gibi gecesi de ayrı bir güzel bu beldenin. Lale Cafe’de içilen nargile ve eşssiz çayın ardından dışarıya çıkıp sakin sokaklarında biraz gezmek çok iyi oluyor. Geçtiğimiz cumartesi yine Lale’de otururken Ömer ve Ayhan Süleymaniye Hamamında oturduklarını söylediler ve beni de çağırdılar. Lale’den çıkıp yolda karşılaştığım bir iki yeniçeri ile muhabbet ederek hamama gittim. Hamamdan içeri girdiğimde canımıza okuyan tellaklardan biri le karşılaştım, uyumak üzereydi ve bu sefer korkmadım ondan :) Ömer ve Ayhan ile üst katta oturup muhabbet ettik ve sahur yapmak için aşağı indik. Münür’ün hazırladığı sahur sofrasını görünce bir an kendimden geçtim :) -Bu arada Süleymaniye Hamamı‘nı da Mimar Sinan yapmıştır.- Sahur yemeği ile birlikte yapılan sohbette çok güzeldi.

3

Ağustos
2011

Ramazan Ayında Reklamcılık

Yazar: alka  |  Kategori: Genel  |  Yorum: Yok   |  
Ramazan Ayında Reklamcılık

11 Ay boyunca Ramazan Ayı’nı bekleyen firmalar var biliyor musunuz? Bunlar; sucuk, çorba, makarna, kola ve bilumum yiyecek ve içecek firmaları. Diğer günler sadece televizyonda bir iki defa reklamını gördüğümüz markalar, ramazana ayında gerek televizyon reklamları olsun  gerekse dışardaki reklam alanları olsun dolduruyorlar heryeri. Çokta başarılı bir yöntem yaptıkları, çünkü insanlar aç, insanlar susuz :) Aç insanın canı herşeyi ister işte bu yüzden o reklamı gören insan hemen koşuyor markete o ürünü alıyor ve iftarın gelmesini bekliyor sabırsızlıkla. Dün bende dondurma reklamı görmüştüm ve canım çok çekmişti ama unutmuşum bak şimdi aklıma geldi. (Akşam giderken alayım bari) İyi bir strateji yaptıkları ama heryer boy boy yemek resmi kardeşim günah yav.

Aslında acıktırmayan kolye, susatmayan dolondirik taşı gibi taşlar da çıkarıp satabilirler, sonuçta placebo etkisi diye bir şey var.

Not: Küçük resme bilerek yemek resmi koymadım canınız çekmesin diye

29

Temmuz
2011

Seo Danışmanı

Yazar: alka  |  Kategori: Genel  |  Yorum: Yok   |  
Seo Danışmanı

Bir markanın sosyal medyada yer alması o marka için artı bir avantajdır demiyorum, bir markanın sosyal medyada bulunması şarttır diyorum artık. Sosyal medya hem tanıtım, hem reklam, hemde marka takibi açısından çok önemli fakat sosyal medya da ön plana çıkması içinde en önemli konulardan birisi SEO dur. Aslına bakarsanız sosyal medya ve SEO iç içedir. Her ikisi de markayı daha çok kitleye ulaştırmak için vardır. SEO büyük ölçüde Google için yapılır. Google dünyanın en büyük, en gelişmiş arama motorudur. İnsanlar artık canı sıkıldığı zaman “canım sıkılıyor ne yapayım” diye google’a yazıyor, gücü görüyor musunuz?

Peki bu seo nasıl yapılır?

Bunun “şöyle yapılır” diye bir cevabı yok, sadece gözlenen bazı kriterleri var. Bu kriterleri herkes bilemez çünkü belirli bir teknik bilgi ve iş tecrübesi gerektiriyor. Burada devreye Seo Uzmanı, Seo Danışmanı dediğimiz kişiler giriyor. Bu kişiler sitenizi Google’a onun anlayacağı ve seveceği bir dilden anlatmaya çalışıyorlar ve büyük ölçüde de başarılı oluyorlar. Sizin siteniz eğer Google’da 2. sayfa da çıkıyorsa bunun pek bir önemi yok çünkü yapılan araştırmalara göre insanlar ilk 5 sırada ki sitelere giriyorlar, sadece çok farklı bilgi arayanlar diğer sayfalara bakıyorlar. Bir örnek verelim. Sizin anahtar kelimeniz Google’da ayda 5000 defa aratılıyorsa, ilk 5′te olduğunuzda sitenize girecek olan kullanıcı/müşteri sayısı yaklaşık olarak 1000 olacaktır, ve ayda 1000 müşteri hiçte az bir rakam değildir :)

 

28

Temmuz
2011

Affilate Marketing’de Blogların Önemi

Yazar: alka  |  Kategori: Genel  |  Yorum: 2  |  
Affilate Marketing’de Blogların Önemi

Satış ortaklığı anlamına gelen affilate marketing sistemlerinde bir üreticinin satışa sunduğu bir eşya belirli bir komisyon karşılığı satılıyor. Bu çok güzel bir sistem hem üretici hem satıcı bakımından. Bu satışlarda en çok kullanılan araçlardan birisi hiç şüphesiz bloglardır. Bir kişi satmak istediği bir ürünü blogunda tanıtır ve en sonunda o ürünün satış sayfasına yönlendiren linki koyar, bu satıcının  işidir. Fakat o yönlendirilen ürün sayfasına girildiğinde insanların akılları karışıyor ve sanılanın aksine insanlarda bir güvensizlik oluşuyor. Çünkü üretici ürününü tanıtırken o kadar havalara uçuruyor ki ürünün sanki dünyada eşi benzeri yok. Tamam ürününüz iyi olabilir, insanlara para kazandıran ürün de satabilirsiniz ama insaları bilmedikleri, bilgisiz oldukları noktalardan vuramazsınız.

Ürün koskoca bir sayfa boyunca tanıtılıyor, övülüyor ve sıra geliyor promosyonlara. Ürünün değeri 120 TL diyelim. Üretici arkadaş 120 TL lik ürünün yanında 872$ değerinde yardımcı kitap veriyor bitti mi? tabiki bitmedi, onun yanında 1259$ lık bilmem ne kitabı veriyor bitti mi? tabiki bitmiyor bir kaç ürün daha verip öyle bitiriyor ve insanlar güvenmese bile bir umut bu ürünleri alıyorlar hemde azımsanmayacak kadar çok insan.

Güvenmedikleri halde almalarının sebebi ise ilk başta bahsettiğim bu ürünü satmaya çalışan bloglar… Çünkü bloglar gayet samimi bir dille yazılıyor ve insanlarda ister istemez bir güven duygusu oluşturuyor. Blog yazarlarına tavsiyem; bu şekilde bir ürün satacağınız vakit ürün hakkında tam bilgi sahibi olmadan satmayın ve insanların paralarını boşa harcatmayın.

27

Temmuz
2011

Sosyal Medya Araçları

Yazar: alka  |  Kategori: Genel  |  Yorum: Yok   |  
Sosyal Medya Araçları

Facebook’un ilk adımı atması ve ardından friendfeed, twitter gibi yeni sitelerin çıkması ile çok kolay bir şekilde büyük kitlelere ulaşmak mümkün oldu. Daha öncelerden büyük kitlelere ulaşmak için bir tane saçma mesaj yazıp en sonuna buna inanmayan birini elektrik çarpmış ölmüş, ehehehe diye gülen biri gırtlak kanserine yakalanmış, bu mesajı silenin evi yanmış gibi garip mesajlarla insanları korkutup maili forwardlamaları sağlanıyordu. Ve yine insanların duygularını sömüren mailler atarak (afrikalı çocuklara yardım, sakatlara yardım vs.) büyük bir kitleye ulaşıyorlardı, bu mailler ile ilgili Ömer DELİPOYRAZ’ın CNNTurk röportajında “Buradan gönderilen mail ile Afrikalı çocuklar doymaz” sözünü iyi hatırlıyorum.

Konumuza dönecek olursak yeni gelişen sosyal medya araçları ile insanlara ulaşmak eskisinden de kolay hale geldi. Türkiye’de bu güçten haberi olmayan bir çok marka var. En iyi kullananlar ise büyük ve yabancı markalar. Türk firmaları bu konu hakkında bilgilendirmek ile ilgili bir kaç girişimimiz oldu fakat aldığımız cevap “Milletin video izlediği, muhabbet ettiği, tarla sürdüğü bir sitede nasıl reklam yapılabilir ki” oldu, ne kadar açıklasakta inandıramadık. Tabi ki burada bahsettiğimiz firmaları bütün türk firmaları ile genelleyemeyiz ama çoğunluğu böyle. Bunun için ilk olarak bu araçlarda reklam ile insanlara ulaşmak yerine bu araçları kullanmayı öğretmek lazım, bu gücü göstermek lazım.

Facebook FriendFeed Twitter RSS Beslemesi

© Tüm Hakları Saklıdır - Ali KAYA
Yazılar kaynak belirtilmeden kullanılamaz.

Wordpress Tema alexa bilgilerim Website Detay Creative Commons v3 ile Lisanslanmıştır!