Meslek gruplarında koşarak ilerleyen Türk çalışanlar bulundukları alanlarada yeni kelimeler, cümleler katarak bilime, insanlığa ve mesleklerine büyük katkıda bulunuyorlar.
Öyle ki camide ki bir elemana “Öğle namazı kaç rekat?” sorusunu sorarak o kişinin suçlu olup olmadığını çözüyor ve ona göre muamele yapıyor. Dünyanın hiçbir yerinde böyle muntazam taktikler bulamazsınız.
İşte bunlara bir örnekte benim başımdan geçen bir olay. Efendim doğuştan gelen bir özelliğim var göğüs kafesim biraz ileri çıkık (çok karizma duruyo hee) ama ben nedense yıllardır bundan rahatsız olmadım, bu sene rahatsız olacağım tuttu ve kendimi Türk hekimlerine emanet etmeyi düşndüm.
Patronum karısı Devlet hastanesinde doktor olduğu için randevu olayını halletti sağolsun ve ertesi gün hastaneye gittim. Sigortam olduğu için beleşe muayene olacağımı düşünsemde sgk da çıkan bir sorundan dolayı ücret ödemek durumunda kaldım. İlk olarak genel cerraha göründüm benden göğüs röntgeni çektirmemi istedi, para verdim çektirdim
Tabi bunlar olurken bir sürü sıra bekliyorum. Sıraydı, röntgendi derken yine aynı doktora gittim ve röntgeni göğüs cerrahına göstermem gerektiğini söyledi. O çok muhterem göğüs cerrahı o röntgene baksın diye de para verdim.

İnsan büyüyüp sorumluluklar aldıkça hep “keşke çocuk kalsaydım” diyor. Çünkü çocukken tek telaşemiz bayramlar veya sevdiğimiz arkadaşlarımızın evlerine misafirlikti. Hiçbir hesap kitap veya sorumluluk derdimiz yoktu çünkü, yarın ne olacağı, dünyada, iş piyasasında olup bitenler umurumuzda değildi. Baba her şeyi hallederdi ne güzel. Durumu ne olursa olsun bir şekilde bakardı, bir şekilde görürdü ihtiyaçları bize sadece çocukluğumuzu yaşamak kalırdı.
Ama öyle kalamıyoruz maalesef! büyüyoruz! sorumluluklarımız artıyor…
Hafif bir geçmişe dönüş, slow müzik eşliğinde duygu sömürüsünden sonra konuya gelelim. Evet efendim çok yoğun iş temposuna kendimi kaptırdım ve şu vakte kadar pekte kopamadım. Bugün yine yoğun bir şekilde çalışırken aklıma bir bloğum olduğu geldi heyecanla bloğuma girip baktığımda en son 18 Mart Çanakkale Zaferi hakkında yazı yazdığımı gördüm ve gözüm gibi baktığım canım bloğumu uzun süredir boşladığımı farkettim ve üzüldüm açıkçası.
4
Eylül
2010
Daha önce burada Ali KAYA (lar) hakkında bazı bilgileri paylaşmıştım.
Ama verdiğim bilgiler oradakilerden ibaret değil azizim. Ali KAYA’lar her yerde. En son sözlüklerde ki yorumlara baktım ve orada da gördüm ki insanların hayatında bir çok Ali KAYA var
Ali KAYA hakkında incisözlük hariç bütün sözlüklerin söyleyecekleri bir iki cümleleri var. Ekşi Sözlükten başlayalım.
Uludağ Sözlük
İtü Sözlük
Gördüğünüz üzere sözlüklerde bu isim hakkında dolu dolu yazmışlar. Ali KAYA ismi ile ilgili bilgiler burada bitmiyor efenim ilerleyen zamanlarda bu ismi daha çoook göreceksiniz.
Kalın Sağlıcakla…
Ali KAYA Türkiye’de en çok kullanılan isim ve soyisimlerden birisi. Adını hatırlayamadığım bir Adile NAŞİT, Tarık AKAN filminde Adile naşit’in abisinin adı mafya babası kahveci Ali KAYA idi. Daha sonra şemdinli olaylarında Astsubay Ali KAYA çıktı karşımıza. Ona alışıyoruz derken Adliye sarayında hakimlere ve avukatlara saldıran bir suçlu çıktı piyasaya maalesef o da Ali KAYA idi. Hayatıma giren adaş ve soyadaşımdan birisi de acemi birliğinde ki eğitim komutanım olan uzman çavuştu. Peki o iyimiydi tabiki hayır 13 kilo verdim lan onun yüzünden :S
Ona da alıştık bu bünye neleri kaldırmadı ki.
En son yamulmuyorsam bir Ali KAYA daha çıktı meydana inşallah o güzel bir şeyler yapmıştır derken, zat-ı muhteremin çocuk istirmarcısı olduğunu öğrendim. Bütün temellerimle beraber sarsıldım, yıkıldım lan!
Ama durun! artık ne zaman bir Ali KAYA kötü bir iş yapsa açın bu siteye bakın ben Ali KAYA ismini kurtarmak için geldim buraya ![]()
Şu güne kadar hep kendi halinde takılan birisi olarak kimseye bir zararım olmadı. Kimsenin tavuğuna kış demişliğim yok. Yalnız küçüklüğümde amcamın civcivlerini severken öldürmüşlüğüm var ![]()
Bu kadar olumsuz tecrübelerime rağmen adımı ve soyadımı çok seviyorum. Dünyaya yeniden gelsem babama; benim adımı Ali koy derdim

Şimdi başlığa bakarak benim bir gazeteci felan olduğumu düşünebilirsiniz. Hayır gazeteci değilim, yayıncılık yazdım çünkü aklıma başka bir şey gelmedi
İnternetle tanışmam falan uzun hikaye ama blog yazarlığı ile tanışmama neden olan 2 kişi var. Birisi Ömer DELİPOYRAZ diğeri Berkant AYDIN.
Bu iki insan internet aleminin altından girip üstünden çıkan, neredeyse bu konu ile ilgili bilgilerin alayına vakıf insanlar. Ömer, reklam konusunda kendisini geliştirmiş, bir çok kurum ve kuruluşun seo hizmetlerini yapmış ve bir çok kişiyide danışmanlık yapmıştır.
Berkant ise; php konusunda master, doktora ve ne varsa yapmış bir adam. Aklından geçeni ağzından çıktığı anda kodlayıp önüne koyabilecek birisi.
Bu iki eşsiz insana teşekkür ediyorum.