Kategori: Ali KAYA

Yaşama Dön Yeğen!

Çok uzun zaman oldu bloguma yazmayalı, tarihleri kontrol ettiğimdede yine aynı uzun zamanları ve düzensizliği görebiliyorum. Akşama kadar bilgisayar başında çalışsa da insan işlerin yoğunluğu, sıkıntısı unutturuyor kendine ait şeyleri.

Ama yinede insanlara faydalı olmak onları mutlu etmek her şeye değer gibi yapmacık bir cümle kurmayacağım! Tamam bunlar önemli şeyler fakat insan kendini unutup, bütün enerjisini başka insanlar için sarfettiği zaman belli bir süre sonra hem işten hemde yaşamdan sıkılmaya başlıyor. Evlenmek üzere olan bir kişinin iş sıkıntılara ek olarak ev kurmak, düğün yapmak gibi sıkıntıları da var. Tatlı sıkıntılar bunlar tabiki! (nişanlımın bu yazıyı okuması ihtimaline karşılık yazdım:)  )

Evlilik telaşelerine gelelim. İlk olarak en büyük sorun ev almak. Eğer karı-koca çalışıyorlarsa bu biraz daha kolaylaştırıyor işi, “birinizin maaşı krediyi öder, diğerinizin maaşıylada evi geçindirirsiniz” çevremde ki 3000 kişinin kurduğu cümleyi yazdım buraya zira o kadar insan yanılıyor olamaz :)
İkincisi ev eşyası almak. Türk gelenek, göreneklerine göre erkeğin ve kızın alması gereken eşyalar var. Erkek tarafı yatak odası, oturma odası, buzdolabı, televizyon alırken, kız tarafı; mutfak takımı, çatal, kaşık, bıçak seti ve çok nadir kullanacakları 84 parça yemek takımını alıyor. Bu gelenek ve görenekleri saçma bulup biz herşeyimizi ortak yapacağız diyen kız ve erkeklerde aynı eşyaları alıyorlar. Borcam falan düğünde geliyor zaten. Borcam demişken Umut Sarıkaya’nın o müthiş karikatürünü koymadan geçmeyeyim.

(Karikatürü büyütmek için üzerine tıklayın)

Evet ev eşyası bölümünü de sağ salim geçtikten sonra her kızın hayali olan (daha fazla…)

Komşunun Oğlu

Küçüklüğümüzden beri  gerek ailemiz, gerek öğretmenlerimiz ve gerekse çevremiz bizi hep bir kalıba sokmaya çalıştı bizde onlara ayıp olmasın diye isteyerek veya istemeyerek bir kalıba sığmaya çalıştık. Sokakta üstümüzü kirlettiğimizde karşı komşunun oğlu Hüseyinin ne kadar temiz bir çocuk olduğu söylendi, karnemizde zayıf olduğunda üst komşunun oğlu Ramazanın ne kadar çalışkan olduğu ve derslerinin hep 5 olduğu söylendi, üniversite sınavına 2. kez hazırlanırken bir tanıdığın kızı Gülendamın ilk girişte Sütçü İmam Üniversitesini kazandığı yüzümüze vuruldu. E bu kadar şeyin üzerine kendi kişiliğimizi bir kenara bırakıp sürekli bize övülen bu uyuz komşu çocuklarına özenir olduk ve bizim dışımızda ki insanları kendimizden üstün görmeye başladık.

Tanıştığımız her insan güzel insan, hepsi üstün başarılara sahip kişilerdi. Peki ne oldu sonra? O içten içe uyuz olduğumuz, nefret ettiğimiz insanlar hayatında başarılı birer insan olurken (bize göre) biz sürekli istemediğimiz hayatı yaşayan tipler olduk. Hatta bizim Bilal; annelerin sürekli “o çocukla oynama” dediği çocuklardan oldu.

Bravo çok sayın aileler! Çocuklarınızı mükemmel bir şekilde yetiştirdiniz ve hepsi özgüven eksikliği yaşayan, toplumda efendi olarak bilinen ama bir boka yaramayan insanlar oldu. Şimdi de akrabanızın oğlu Tuncayın 2000 TL maaşlı bir işte çalıştığını, ne güzel üniversite okuduğunu, bütün mahallenin kızlarının peşinde olduğunu söyleyin.

— Üstte ki yazı bir tinerci tarafından yazılmıştır.— (yerseniz)

Bu arada -Merhaba ben üst komşunuz çalışkan Ramazan.

Beni Seç Beni Seç

Artık işverenler işe alacakları kişilerin facebook profillerini, twitterini felan inceliyorlarmış. Gerçekten akıllıca bir hareket! Sonuçta o kişi ile ilgili bütün bilgiler orada mevcut. Eğer kişi sürekli damar ve bunalım şarkılar paylaşıyorsa, sevgilisinden ayrılmıştır ve kafası çok karışıktır o adamdan hayır gelmez. Eğer küfürlü içerikler, müstehcen görntüler paylaşıyorsa o adam sapıktır uzak durun. Profilinde “bunu paylaşmayana haram olsun bu topraklar”, “eğer müslümansan paylaşırsın”, “ruslar bu videoyu kaldırmak için gizli bir servis kurmuş, cesursan paylaş” gibi şeyler görüyorsan o adam saftır güven verebilir ama alternatif bulduğu anda gider.

Şimdi buradan beni işe alacak sayın müstakbel patronum. (iş aramıyorum veya biryere başvuruda bulunmadım) Benim facebook profilimde, komik videolar, bilimsel videolar ve genellikle tatlı, şirin hayvanları konu alan videolar var. Bu demek oluyor ki ben çok neşeli, hayat dolu bir insanım. Daha sonra paylaşılma tarihlerine bakarsan ayda yılda bir paylaşım yapmışım, buda benim sürekli nete takılmadığımı gösterir (eğer internet ile ilgili bir iş için inceliyorsanız, diğer profilimi isteyin neler var neler)

Evet beni gönül rahatlığıyla işe alabilirsin. Bu bilgileri maaşıma yansıtman dileğiyle…
Saygılar çok değerli müstakbel patronum.

İş Hayatı

Günümüzün büyük bir bölümünü işte geçiriyoruz maalesef. Maalesef diyorum çünkü bir süre sonra hayat sabah uyan işe git, akşama kadar çalış, akşam eve gel, yemeğini ye, yat uyu…  bu şekilde bir döngüye giriyor ve yaşamak için çalıştığımız halde çalışırken ölüyoruz. Şimdi bu döngüden kurtulmanın yolunu anlatacağım size ve hayatınız değişecek. Anlattıklarımı uyguladığınız takdirde çalışırken ölmeyeceksiniz.

Şimdi ilk olarak çalıştığınız işten ayrılmanız gerekiyor. İşyerinizden ayrılırken öyle duygusal konuşmalar, hellaleşmeler falan hiç girmeyein böyle şeylere. Patronunuza işten çıkmak istediğinizi söyleyin ve cümleniz biter bitmez ağız burun dalın pezevenge. Daha sonra eve gidin ve ev halkına işten ayrıldığınız mutlu ve sevinçli bir şekilde haykırın, babasından dayak yeme ihtimali olanlar haykırmasa da olur. Bu kadar mı? tabiki bu kadar değil daha ne yaptık ki?
Birkaç gün dinlenin evinizde keyif yapın, uyku düzeninizi bozun… Ama bu bir kaç günlük dinlenme sürecinde kapitlist düzeni eleştiren kitaplar okumayı ihmal etmeyin.

Eveeet şimdi işten çıktınız ve paranız suyunu çekmeye başladı ve evdekilerin de sözleri, bakışları batmaya başladıysa iş aramaya başlama zamanınız geldi demektir. Şimdi “ulan hem işten kurtaracam diyorsun, hemde iş ara diyorsun bu nasıl iş” diye çemkirme ağzının üzerine kafayı vurdummu dişlerini dökerim senin sus iki dakika! Tamam iş hayatından kurtaracaz da parayı nerden bulacan lan! İş ararken full time iş aramayın part time iş arayın ki her yer part time iş arayanlarla dolu zaten. İş buldunuz çok güzel başlayın orada çalışmaya ne kadar alıyorsun? günlük 20 TL çok iyi.  Bu paranın 3  lirasını yol parası 5,5 lirasını da sigara parası olarak sayıyorum ne kaldı geriye? 13,5 lira bu para kenarda dursun ertesi günde çalıştın ve 3 lira yol parası verdin sigaran hâla var, 1 paket bir günde bitmez saçmalama! ne kaldı geriye 17 lira topla ikisini ne yaptı 30,5  lira (40′ ı tutturamadım) bu böyle gidecek. Bak hem yarım gün çalışıyorsun hemde cebinde gezmeye eğlenmeye ayıracak kadar paran var. Gördün mü hayat ne güzel…

Evet evet daha fazla hesaba gerek yok böyle devam et, çok para kazanıp ne yapacan? mezara mı götürecen?

Neyse patronum geldi kapatmak zorundayım. kib aeo byee.

Allah Öyle Yaratmış!

Meslek gruplarında koşarak ilerleyen Türk çalışanlar bulundukları alanlarada yeni kelimeler, cümleler katarak bilime, insanlığa ve mesleklerine büyük katkıda bulunuyorlar.
Öyle ki camide ki bir elemana “Öğle namazı kaç rekat?” sorusunu sorarak o kişinin suçlu olup olmadığını çözüyor ve ona göre muamele yapıyor. Dünyanın hiçbir yerinde böyle muntazam taktikler bulamazsınız.

İşte bunlara bir örnekte benim başımdan geçen bir olay. Efendim doğuştan gelen bir özelliğim var göğüs kafesim biraz ileri çıkık (çok karizma duruyo hee) ama ben nedense yıllardır bundan rahatsız olmadım, bu sene rahatsız olacağım tuttu ve kendimi Türk hekimlerine emanet etmeyi düşndüm.
Patronum karısı Devlet hastanesinde doktor olduğu için randevu olayını halletti sağolsun ve ertesi gün hastaneye gittim. Sigortam olduğu için beleşe muayene olacağımı düşünsemde sgk da çıkan bir sorundan dolayı ücret ödemek durumunda kaldım. İlk olarak genel cerraha göründüm benden göğüs röntgeni çektirmemi istedi, para verdim çektirdim :) Tabi bunlar olurken bir sürü sıra bekliyorum. Sıraydı, röntgendi derken yine aynı doktora gittim ve röntgeni göğüs cerrahına göstermem gerektiğini söyledi. O çok muhterem göğüs cerrahı o röntgene baksın diye de para verdim. (daha fazla…)