Beni Takip Edin !

İlk olarak başlığa bakıp siyaset yapacağımı düşünenler o düşüncelerinden vazgeçsinler zira siyasetle falan işim olmaz. Nasıl olsa her gelen hükümet bizi kandıracak, arka planda işler çevirip kimi seveceğimizi kimden nefret edeceğimizi bize haber kanalları ile dayayacaklar.  Başlığı öyle atmamın sebebi sadece bana ayakkabı kutusunda para saklamanın garip gelmesi.

Ben paramı bankada saklarım cüzdanımın minicik zulalarında saklarım olmadı kot pantolonumun çakmak cebinde saklarım. En son elime geçen ayakkabı kutusuna evlenirken lazım olur diye aldığım pense, tornavida, bant falan koydum. Balya balya para saklamak nedir lan? Yatağın üzerine para sayma makiması koyup her akşam para sayarken orgazm olmak nedir olum?  O ayakkabı kutusunda ki paralara mouse’un tekerini bir kaç tur attırıp yaklaştığımda, balyanın ilk parası ile diğer paralarının aynı olduğunu varsayarak yaptığım sayımda 70000 lira falan para çıktı. Diğer kasalardan çıkan paraları falan hiç hesaba katmıyorum.

O ayakkabı kutusunda saklanan parayı piyasada çok iyi kazanıyor diye övülen, aylık 2000 lira maaş ile çalışan adam bile 3 yılda zor kazanıyor. Bu ayakkabı kutusunda para saklayan arkadaş ile aynı haberde adı geçen diğer zat-ı muhteremde 1,5 ton altını İran’a götürmüş. Neler olmuş neler yapmış bilmiyorum çünkü 1,5 ton altın yazısını okuduktan sonra bayılmışım. Benim şimdiye kadar gördüğüm en büyük altın amcamın düğünümde taktığı cumhuriyet altını, 1,5 ton ne gardaş?

Neyse lafı fazla uzatmayacağım zira zenginin malı züğürdün çenesini yorarmış. Büyük düşünün sevgili arkadaşlar. Bir işe gireyim çalışayım sigortam olsun birde yemek parasını verirlerse oooohh benden kralı yok demeyin, böyle düşünerek hiç bir yere varılmaz.

Son söz;

” Dünyadaki açlık ve sefaletin nedeni yoksulları doyuramadığımızdan değil zenginleri doyuramadığımızdan. “

(Kim söylemiş bilmiyorum)

 

Devamını okuyun
16
Aralık
2013

Hhmmmfffss… kokusu bile bir başka gözünü sevdiğimin blogunun. Sevgili blog okurlar merhaba, merhaba değerli takipçilerim, merhaba güzel insanlar, sanada merhaba güzel çocuk…

Efendiiimmm bir soğuk kış akşamında kalorifer peteğine sırtımı dümdüz dayamış dışarıda ki yağmurun pencereye çarparak çıkardığı sesi dinlemenin huzuruyla bu yazıyı yazarken kucağımda ki laptopun alt tarafından gelen sıcaklığın beni belli belirsiz duygulara sevk ettiğini söylemek isterim. Hatırlar mısınız bilmem doğalgazın Türkiye’de olmadığı zamanlarda evde uyuyan/uyumayan sobalarımız vardı. Gürül gürül yanarken üzerine tükürüp, tükürüğün kuruyup gidişini izlerdik meraklı gözlerle. Sobadan yukarıya doğru uzanan boruya tutturulan tasarım harikası elbise askısında ki elbiseleri sobanın borusuna yapışmasın diye sürekli kontrol ederdik. Üzerinde kestane, porta…. ne anlatıyorum ben ya? elim 2 dakika klavyeye değmeye görsün hemen edebiyata bağlıyorum. Sanırım sıcağı görünce “aah ah nerede o sobanın sıcaklığı” mevzusu geldi aklıma.

Neyse lafı fazla uzatmayacağım bu aralar buralardayım bol bol görüşeceğiz. Hepinize kucak dolu sevgiler. Esen kalın.

Son dakika düzenlemesi: Bu arada blogumun temasını değiştirdim. Localhostta temayı kontrol ederken blogun footer’ında bulunan linki kaldırmıştım oradan buraya atmışım. Tema sahibi sevgili Cem Demir eğer bunu bir problem olarak görmezse böyle devam edeceğim, yok eğer “linksiz olmaz hacı abi koy linki oraya” derse mecburen koyacağım. Son zamanlarda kodlarla ve tasarım işiyle uğraştığım için ne kadar emek sarfedildiğini biliyorum ve emeğe saygısızlık etmek istemiyorum.

 

 

Devamını okuyun
06
Temmuz
2013

Uzun zamandır yer altı dünyasında, bir çok hayatı etkileyecek bir çok dengeyi değiştirecek işler üzerine çalışıyordum. Bu işleri anlatmamın imkanı yok gezi parkı olayları, brezilya da ki halk ayaklanması ve mısırda ki askeri darbe hepsinde az çok emeğim var. Evet evet ben olayların arkasında ki adamlardan biriyim, amerikanın oyunu bunlar yeaa demeyin artık Ali KAYA’nın oyunu bunlar diyin.

Yukarıda bu olayları anlatmamın imkanı yok dedim ama merak edenler için biraz bahsedeyim. Bildiğiniz üzere internet çağında yaşıyoruz ve insanlar internet üzerinde aşırı derecede etkileşim halinde e dolayısıyla devrimler vs. de internetten yapılıyor. Bu işlere ilk Libya için uğraşırken bulaştım, hatta bu blog üzerinde kaddafiyi al aşağı edeceğimi belirtmiştim. Kaddafi Amca Tatile Çık ve Kaddafi Amca Tatile Çıktı yazılarımda bu üstü kapalı mesajı görebilirsiniz. Siyonist değilim fakat her gizli örgüt simglerle, mesajlarla anlaşırlar.

Türkiye de başgösteren olaylarda ise o çadırlarda bulunan gençlere sıkılan ilk suda benim parmağım var. Bu hiç zor olmadı benim için. Çünkü orada bulunan gençler polise kitap uzatıyor, felsefik hikayeler anlatıyor ve zihinlerini zorlayacak şeyler söylüyorlardı. Durum böyle olunca polisler içten içe bu gençlere uyuz olmaya ve “bir hareket yapsada ağzına sıçsam” diye iç geçirmeye başladılar. Hal böyle olunca fırsat kollayan ben hemen gittim orada bıyıklı bir polise “şu ağacın altında ki gençler var ya senin bıyığını çok komik buluyorlar, maymuna benziyormuşsun” dedim. Bunu duyan polis amca “şimdi sıçtım şarap çanağınıza, hayri tomayı çevir bu tarafa” dedi ve ilk suyu sıktı. Bu olayın hemen ardından bir iki görüntü alıp twitter, facebook, friendfeed gibi sitelere servis ettim ve ardından sigaramı yakıp olay yerinden uzaklaşarak evde halk tv izledim.

Brezilya da ki olaylara gelince.

Devamını okuyun
Toplam 19 sayfa, 1. sayfa gösteriliyor.12345...10...Son »