Teknoloji Hocam

16 yaşında bir lise öğrencisi düşünün. Aklınızda beliren resimde; okula gidip gelen arkadaşları ile olur olmaz yerde şakalaşan ve takip ettiği tek aktivite okulun en güzel kızının kimile çıktığı olan bir birey beliriyor değil mi? Evet evet öyle oluyor. Bugün bahsedeceğim kişi evet bir lise öğrencisi fakat yukarıda anlattıklarımla uzaktan yakından alakası yok.

Bahsedeceğim kişi Hasan Ekşi  Bu adam bir blogger, bir teknoloji takipçisi, bir bilgilendirme servisi. Piyasada ne kadar oyun, program, teknoloji varsa hepsini bulup yazıyor, insanların zorlandığı konularda çözüm üretiyor ve en önemlisi bu adam fikirlerini çok açık bir şekilde yazıyor. Kendisini blogundan takip ettiğim gibi üye olduğu webmaster forumlarında da takip ediyorum. Tabiki benim takip ettiğimden haberi yok ama oralarda da inanılmaz fikirler sunuyor insanlara.
Böyle gençleri seviyorum. Araştırmayı seven bilgiye aç gençler her zaman gururlanarak baktığım ve sonuna kadar desteklediğim insanlardır.  Hasan Ekşi gerek kendi sitesinde ki üslubu olsun gerekse forumlarda ki insanlarla etkileşimi olsun kendisinin ne kadar saygıdeğer birisi olduğunu açık açık gösteriyor.

Basit bir blogger tema ile başladığı macerasını öğrendiği bilgileri uygulayarak öyle bir yere getirdi ki bazen şaşırarak “ulan hasana bak neler yapıyor” diyorum kendi kendime. Ve inanıyorum ki Hasan ileri ki zamanların en iyi webmasterlarından birisi olacak. Böyle devam etmesi dileği ile.

Kendisini bu yazı hakkında bilgilendirmeyeceğim zira kendisi benim iyi bir takipçim olduğu için google’dan önce bu yazıyı görecektir. :)

146T

Bilinmezlikler alemine giden bir yol, ve bu aleme gitmek için tıka basa otobüse binen binlerce yolcu. Her fecrin ardından bu aleme akın eden insanlık… Nereye gider sonu bilinmez sanki, sanki hayatlar ona bağlı gibi koşarlar, onda yer yok diye bir cümleye yer yok!
Bünyemde derin yaralar açan ve her gün insalığın yaşam mücadelesini gözler önüne seren bir belgeseldir 146T. Ya o çok mütevazi ya ben çok kibirliyim, insanların sabah ki mutsuzluklarına karşılık verdiğim mutluluk mücadelesi belkide beni böyle gösteren… Ve her gün dilimden aynı name dökülür manzara karşısında

“Kibrini yen Ali! Her ilçenin 146t si, Her otobüsün boş olduğu bir vakti vardır. Güzel bak, hatırla.. Vücuda geldiğin hali ve gideceğin son mertebeyi unutma.. İşte o zaman 146T’nin kapıları açılacak sana…”

Vicdanın senin kıblendir Ali! Kaybetme..

Vay arkadaş ya! ulan bu otobüs bende ne biçim etkiler yapmış 2 dakikada kanuni oldum lan! 3 yılda beni çok farklılaştırdı bu otobüs. Her sabah 36 oturan 64 ayakta yazılı yeni arguvan rengi otobüslerde 300 kişi ile yolculuk etmek, tanımadığın bir çok insanla uzaktan yakından akraba olmak beni türlü dertlere gark etti. Bu otobüsü boş halde en son gören 107 yaşında ki musa dede yakın zamanlarda hakkın rahmetine kavuştu. Ben 12. duraktan biniyorum, yani tam binmek denmesede kapıyla beraber açılıp kapanıyorum ona şükür. bu durağa tıka basa gelen otobüse sanırım insanlar geceden biniyorlar ve o şekilde sabahlıyorlar. Otobüs her durağa girişinde şöför amca ve otobüse binemeyen insanlar “beyler arkaya doğru ilerleyin” diye bağırırlar ve ortada ki direklere koalo gibi yapışan yavşaklarda  “aman tutacak bir yer bulamam” düşencesi ile ilerlemezler. [Devamını oku...]

Muhteşem Karadayının Kayıp Vadisinde Öyle Bir Geçer Zamanki

Televizyonu açıyorsan beynini çıkarıp yan koltuğa bırakıyorsun demektir. Çünkü televizyon düşünmeyi tamamen engelliyor ve sadece empoze edilen bilgiler çerçevesinde düşündürüyor. Kimi programlar, filmler bunu bilinçli olarak yaparken bazıları da televizyonda program olsun diye yapıyor.  Haberler neye inanmamızı istiyorlarsa onu gösteriyorlar.

Televizyon gelmeden önce insanlar daha çok sosyalken, televizyon geldikten sonra insanlar birbirinden kopmaya başladı, televizyon ile yetişen nesil eskiye nazaran bozuldu ve gençler televizyonda gördükleri hayatlara özenir oldular.

televizyon-ve-çocuk

 

 

 

televizyon ve insanlar

 

 

 

 

Televizyonun zararları saymakla bitmez bu yüzden bunu saymakla uğraşmayacağım, Bende televizyon izlemiyordum normalde ama boş bir dönemime denk geldi ve televizyon izlemeye başladım.Sabahtan akşama kadar izlemiyordum tabiki akşam işten geldikten sonra bir kaç saat izliyordum.

Ha hiç izlemiyordum demeyeyim sadece Kurtlar vadisi’ni izliyordum o da yıllardır gelen alışkanlıktan kaynaklanıyordu. Derken bir dizi gördüm merak sardı, başka bir dizi gördüm merak sardı derken hafta içi yayınlanan dizilerin hepsi merak uyandırdı bende. Şu anda bütün dizlieri biliyorum ama soran olursa “ne televizyonu yea ben sadece kurtlar vadisi için açarım televizyonu” diyorum ve hala tek bir dizi izlediğimi söyleyebilmek için başlıkta ki gibi bir dizi ismi buldum :)

Ondan sonra… eee. şey.. oha mahirle feride öpüştü! (Televizyon açık)Neyse şimdi bunları bir kenara bırakalım ve konumuza devam edelim. İlk olarak söylemek istediğim; fok balıkları çok yanlız, satrançta rok hamlesini bilmeyen bir sürü insan var, beşar esadın suriyede ki tutumunu hiç beğenmiyorum, bir ara kıyamet kopacak diyorlardı bence çok saçma bir şey, bu hafta muhteşem yüzyıl çok heyecanlı, sahi polat öldümü ya?

Yok yok böyle olmuyor müsait bir zamanda görüşmek üzere arkadaşlar.